<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Bursa Yıldırım Ticaret Meslek Lisesi(YTML)-Anadolu İletişim Meslek Lisesi(AİML) Öğrenci Mekanı - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.bursaytml.com/</link>
		<description><![CDATA[Bursa Yıldırım Ticaret Meslek Lisesi(YTML)-Anadolu İletişim Meslek Lisesi(AİML) Öğrenci Mekanı - http://www.bursaytml.com]]></description>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2009 01:47:12 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[sLmLaR]]></title>
			<link>http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=325</link>
			<pubDate>Thu, 01 Jan 2009 22:56:26 +0000</pubDate>
			<dc:creator>++tatLi cadHi++</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=325</guid>
			<description><![CDATA[selam millet bende yeni üye oldum... <br />
aslinda... ben Ne trde nede bursada okuyorum... <br />
ama burda tanidigim bi kac <br />
arkadaslarim oldugundan üye olmak istedim... <br />
onlar kendilerini bilio :=) <br />
<br />
umarim iyi vakitler geciririz...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[selam millet bende yeni üye oldum... <br />
aslinda... ben Ne trde nede bursada okuyorum... <br />
ama burda tanidigim bi kac <br />
arkadaslarim oldugundan üye olmak istedim... <br />
onlar kendilerini bilio :=) <br />
<br />
umarim iyi vakitler geciririz...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[bir insanı resmini görerek seve bilinirmi ??]]></title>
			<link>http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=323</link>
			<pubDate>Fri, 19 Dec 2008 19:58:54 +0000</pubDate>
			<dc:creator>asi</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=323</guid>
			<description><![CDATA[sizce düşüncelerinis benim için önemli bişiler yasın]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[sizce düşüncelerinis benim için önemli bişiler yasın]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[gerçek AŞK hikayesi]]></title>
			<link>http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=322</link>
			<pubDate>Sat, 13 Dec 2008 12:20:19 +0000</pubDate>
			<dc:creator>asi</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=322</guid>
			<description><![CDATA[Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez.... Biri tıpta<br />
okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir<br />
kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı<br />
saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok<br />
genç... Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz <br />
zaman<br />
aldı ama sonunda başrdılar. İkisi de her sabah otobüse<br />
bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı <br />
arkadaşında<br />
kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise <br />
ablasında....<br />
Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden<br />
evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların<br />
durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre <br />
sonra...<br />
Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de <br />
çok<br />
mutlu... Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama<br />
öylesine sıkı<br />
kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi <br />
umursamadılar.<br />
Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve<br />
ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman <br />
aşımına<br />
uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para<br />
kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha da kabarık <br />
hale<br />
getirmek uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi<br />
onlarınki... Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça<br />
sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri çocuklarının<br />
olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağman çocuk sahibi<br />
olmayınca, &#8220;bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek,<br />
bencillik olur&#8221; diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk<br />
yerine, sevgilerini büyüttüler... &#8220;Senin için ölürüm&#8221;<br />
derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adma &#8220;Hayır, ben senin<br />
için ölürüm&#8221; diye yanıt verirdi hep...<br />
Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü <br />
kadın,<br />
Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak....&#8221; Kütüphanenin<br />
ikinci rafında başka bir not olurdu, &#8220;Mutfaktaki masanın<br />
üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın unutma&#8221; Mutfaktaki<br />
masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya<br />
koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi<br />
zaman<br />
en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla<br />
karşılaşırdı... Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi<br />
zaten....<br />
Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun <br />
olursa<br />
olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına<br />
ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde,<br />
daha az çalışmaya karar verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı <br />
ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. Kadın da <br />
mimarlık<br />
bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı. Artık<br />
daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde <br />
dolaşırken,<br />
harap durumda<br />
bir ev gördü kadın, üzerinde &#8220;satılık&#8221; levhası<br />
asılı olan. &#8220;Ne dersin, bu evi alalım mı?&#8221; dedi adama. &#8220;Bu<br />
viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda<br />
çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet<br />
edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı...&#8221; &#8220;Sen istersin de<br />
ben hiç hayır diyebilirmiyim?&#8221; diye yanıt verdi adam.<br />
Amerika&#8217;daki tıp kongresinden döner dönmez ararım <br />
emlakçıyı...<br />
Kaç para olursa olsun, burası bizimdir artık....&#8221;<br />
Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde,<br />
ayrılmaları zor oldu adam Amerika&#8217;ya giderken. Her gün, her<br />
saat<br />
konuştular<br />
telefonla. Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. <br />
Fakat<br />
birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti<br />
kadın. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan <br />
kaçınıyordu.<br />
Onu neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği<br />
projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevap aldı: <br />
&#8220;Canım,<br />
o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut...&#8221;<br />
Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı,<br />
daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik<br />
misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama, &#8220;Senin için<br />
ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat&#8221;<br />
diye dil döktü boş yere...<br />
Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer<br />
değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton <br />
duvarlara<br />
çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu <br />
yüreği...<br />
Bir gün,<br />
çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte <br />
geçtiği<br />
arkadaşına dert yanarken, &#8220;Artık dayanamıyorum, sana <br />
söylemek<br />
zorundayım&#8221; diye sözünü kesti arkadaşı. &#8220;O, seni aldatıyor. <br />
İş<br />
yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek<br />
yiyiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar <br />
arabaya....&#8221;<br />
&#8217;&#8217;Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu<br />
yalanları&#8221; diye bağırdı<br />
kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla<br />
suçladı.... Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen<br />
karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının<br />
sadece masal olduğunu anladı... Kocasının eskiden aynı<br />
hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen<br />
evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü<br />
adamın...<br />
<br />
Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen <br />
ağlayarak,<br />
bazen ona sımsıkı<br />
sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi.<br />
İnkar etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği,<br />
insanların<br />
orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler<br />
geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan<br />
çıkarken, &#8220;son bir kez kucaklamak isterim seni&#8221; diyecek oldu<br />
ama kadın, &#8220;defol&#8221; dedi nefretle...<br />
İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikayesinin böyle <br />
son<br />
bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta<br />
kalmaya çalıştı kadın. Adamın, sevgilisiyle birlikte <br />
Amerika&#8217;ya<br />
yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız kaldığında, onu hala<br />
sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın <br />
yerini,<br />
en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin alması için <br />
dua<br />
ediyordu.<br />
Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen <br />
zaman<br />
bile, kadının derdine çare<br />
olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı.<br />
Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. &#8220;Sen, buraya ne<br />
yüzle geliyorsun&#8221; diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı.<br />
Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız <br />
gerekiyor.&#8221;<br />
dedi genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle<br />
konuşmaya başladı: &#8220;Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında.<br />
Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl Amerika&#8217;daki<br />
kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık<br />
bir senelik<br />
ömrü kaldğını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi<br />
onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden<br />
uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi.<br />
Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika&#8217;ya yerleştiğimiz<br />
yalanını yaydı.<br />
Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev<br />
tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama<br />
olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son<br />
anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi...&#8221; <br />
Gözlerinden<br />
akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen <br />
oracıkta<br />
ölmek istiyordu. Eline<br />
tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra<br />
akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu<br />
kutuda. İlk kağıtta, &#8220;Lütfen bütün notları sırayla oku bir<br />
tanem&#8221; diyordu... Sırayla okudu; &#8220;Seni çok sevdim&#8221;, &#8220;Seni<br />
sevmekten hiç vazgeçmedim&#8221;, &#8220;Senin için ölürüm derdin hep,<br />
doğru söylediğini bilirdim.&#8221; &#8220;Fakat benim için ölmeni<br />
istemedim&#8221; &#8220;Şimdi bana söz vermeni istiyorum.&#8221; &#8220;Benim için<br />
yaşayacaksın, anlaştık mı?&#8221; son kağıdı eline alırken, kutuda<br />
bir anahtar olduğunu gördü kadın... Ve son kağıtta şunlar<br />
yazılıydı:<br />
<br />
&#8220;Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım.<br />
Kocaman terasta<br />
martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor <br />
olacağım....&#8221;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez.... Biri tıpta<br />
okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir<br />
kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı<br />
saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok<br />
genç... Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz <br />
zaman<br />
aldı ama sonunda başrdılar. İkisi de her sabah otobüse<br />
bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı <br />
arkadaşında<br />
kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise <br />
ablasında....<br />
Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden<br />
evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların<br />
durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre <br />
sonra...<br />
Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de <br />
çok<br />
mutlu... Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama<br />
öylesine sıkı<br />
kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi <br />
umursamadılar.<br />
Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve<br />
ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman <br />
aşımına<br />
uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para<br />
kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha da kabarık <br />
hale<br />
getirmek uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi<br />
onlarınki... Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça<br />
sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri çocuklarının<br />
olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağman çocuk sahibi<br />
olmayınca, &#8220;bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek,<br />
bencillik olur&#8221; diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk<br />
yerine, sevgilerini büyüttüler... &#8220;Senin için ölürüm&#8221;<br />
derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adma &#8220;Hayır, ben senin<br />
için ölürüm&#8221; diye yanıt verirdi hep...<br />
Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü <br />
kadın,<br />
Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak....&#8221; Kütüphanenin<br />
ikinci rafında başka bir not olurdu, &#8220;Mutfaktaki masanın<br />
üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın unutma&#8221; Mutfaktaki<br />
masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya<br />
koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi<br />
zaman<br />
en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla<br />
karşılaşırdı... Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi<br />
zaten....<br />
Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun <br />
olursa<br />
olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına<br />
ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde,<br />
daha az çalışmaya karar verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı <br />
ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. Kadın da <br />
mimarlık<br />
bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı. Artık<br />
daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde <br />
dolaşırken,<br />
harap durumda<br />
bir ev gördü kadın, üzerinde &#8220;satılık&#8221; levhası<br />
asılı olan. &#8220;Ne dersin, bu evi alalım mı?&#8221; dedi adama. &#8220;Bu<br />
viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda<br />
çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet<br />
edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı...&#8221; &#8220;Sen istersin de<br />
ben hiç hayır diyebilirmiyim?&#8221; diye yanıt verdi adam.<br />
Amerika&#8217;daki tıp kongresinden döner dönmez ararım <br />
emlakçıyı...<br />
Kaç para olursa olsun, burası bizimdir artık....&#8221;<br />
Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde,<br />
ayrılmaları zor oldu adam Amerika&#8217;ya giderken. Her gün, her<br />
saat<br />
konuştular<br />
telefonla. Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. <br />
Fakat<br />
birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti<br />
kadın. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan <br />
kaçınıyordu.<br />
Onu neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği<br />
projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevap aldı: <br />
&#8220;Canım,<br />
o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut...&#8221;<br />
Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı,<br />
daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik<br />
misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama, &#8220;Senin için<br />
ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat&#8221;<br />
diye dil döktü boş yere...<br />
Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer<br />
değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton <br />
duvarlara<br />
çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu <br />
yüreği...<br />
Bir gün,<br />
çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte <br />
geçtiği<br />
arkadaşına dert yanarken, &#8220;Artık dayanamıyorum, sana <br />
söylemek<br />
zorundayım&#8221; diye sözünü kesti arkadaşı. &#8220;O, seni aldatıyor. <br />
İş<br />
yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek<br />
yiyiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar <br />
arabaya....&#8221;<br />
&#8217;&#8217;Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu<br />
yalanları&#8221; diye bağırdı<br />
kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla<br />
suçladı.... Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen<br />
karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının<br />
sadece masal olduğunu anladı... Kocasının eskiden aynı<br />
hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen<br />
evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü<br />
adamın...<br />
<br />
Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen <br />
ağlayarak,<br />
bazen ona sımsıkı<br />
sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi.<br />
İnkar etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği,<br />
insanların<br />
orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler<br />
geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan<br />
çıkarken, &#8220;son bir kez kucaklamak isterim seni&#8221; diyecek oldu<br />
ama kadın, &#8220;defol&#8221; dedi nefretle...<br />
İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikayesinin böyle <br />
son<br />
bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta<br />
kalmaya çalıştı kadın. Adamın, sevgilisiyle birlikte <br />
Amerika&#8217;ya<br />
yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız kaldığında, onu hala<br />
sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın <br />
yerini,<br />
en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin alması için <br />
dua<br />
ediyordu.<br />
Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen <br />
zaman<br />
bile, kadının derdine çare<br />
olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı.<br />
Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. &#8220;Sen, buraya ne<br />
yüzle geliyorsun&#8221; diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı.<br />
Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız <br />
gerekiyor.&#8221;<br />
dedi genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle<br />
konuşmaya başladı: &#8220;Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında.<br />
Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl Amerika&#8217;daki<br />
kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık<br />
bir senelik<br />
ömrü kaldğını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi<br />
onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden<br />
uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi.<br />
Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika&#8217;ya yerleştiğimiz<br />
yalanını yaydı.<br />
Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev<br />
tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama<br />
olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son<br />
anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi...&#8221; <br />
Gözlerinden<br />
akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen <br />
oracıkta<br />
ölmek istiyordu. Eline<br />
tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra<br />
akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu<br />
kutuda. İlk kağıtta, &#8220;Lütfen bütün notları sırayla oku bir<br />
tanem&#8221; diyordu... Sırayla okudu; &#8220;Seni çok sevdim&#8221;, &#8220;Seni<br />
sevmekten hiç vazgeçmedim&#8221;, &#8220;Senin için ölürüm derdin hep,<br />
doğru söylediğini bilirdim.&#8221; &#8220;Fakat benim için ölmeni<br />
istemedim&#8221; &#8220;Şimdi bana söz vermeni istiyorum.&#8221; &#8220;Benim için<br />
yaşayacaksın, anlaştık mı?&#8221; son kağıdı eline alırken, kutuda<br />
bir anahtar olduğunu gördü kadın... Ve son kağıtta şunlar<br />
yazılıydı:<br />
<br />
&#8220;Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım.<br />
Kocaman terasta<br />
martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor <br />
olacağım....&#8221;]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[KARŞILIKSIZ AŞK MEKTUBU]]></title>
			<link>http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=321</link>
			<pubDate>Sat, 13 Dec 2008 12:15:00 +0000</pubDate>
			<dc:creator>asi</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=321</guid>
			<description><![CDATA[Seni ne çok sevdim ben. Ne çok gözyaşı döktüm senin için. Geceleri sen yatağında meleklerin kanatlarıyla uçarken ben penceremin önünde senin rüyana girmek için dua ederdim. Bir bakışına, bir dudak kıvrımında titreşen gülüşüne ulaşmak için dünyanın bütün çiçeklerini önüne sererdim. Şiirler, şarkılar, sevgiler içimde tutuşan bir ateş, onun yangınında senin için kül kesildim. Ağır hastalar geceyi zor geçirir. Sabahı bekler kırgın yürekler, hasta umutlar, yalnız ruhlar. Yalnızdı gecelerim. Hastaydı gecelerim. Kan kaybından giden bir yaralı gibi umarsızdı gecelerim. Bir uçurumun kenarına beni taşıyan karabasandı gecelerim. Adına yalnızlık dedim. Sensizlik dedim&#8230; Sen beni bilmedin, beni tanımadın, beni sevmedin... Bu bir ölümdü, bu bir fermandı... Bıçak kesmez artık beni, ip asmaz, çeküller yüreğimi taşımaz. Yaşamak mümkün değil, yalnızlık karanlık kapılarıyla üstüme kapandı. Amansız acılar içindeyim Ey Sevdiğim... Ben seni ne çok sevdim. Dünya bildi, bir sen bilmedin. Yalnızlığın diğer adı aşka karşılık almamaktır. Kaçılamayacak kadar yakın, tutulamayacak kadar uzak bir yerdesin&#8230; Benim aşkıma yalnızlık kucak açtı. Senin yokluğuna dokundum, içim yandı. Odamın çıldırtan sessizliğinde sana seslendim. Yankısı döndü dolaştı, senin kapıların bana kapalı. Kendi sesim yine bana ulaştı. Anladım ki beni hiç duymayacaksın. Sana sitem edemem. Sana kırılamam. Bir tek dileğim var senden, son bir tek isteğim. O da MUTLU OLMAN.<br />
MUTLU OL SEVDİĞİM... BİRİCİĞİM... AŞKIM... NEREYE KİME GİDERSEN GİT YETER Kİ SEN MUTLU OL&#8230;<br />
[/size&#93;[/font&#93;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Seni ne çok sevdim ben. Ne çok gözyaşı döktüm senin için. Geceleri sen yatağında meleklerin kanatlarıyla uçarken ben penceremin önünde senin rüyana girmek için dua ederdim. Bir bakışına, bir dudak kıvrımında titreşen gülüşüne ulaşmak için dünyanın bütün çiçeklerini önüne sererdim. Şiirler, şarkılar, sevgiler içimde tutuşan bir ateş, onun yangınında senin için kül kesildim. Ağır hastalar geceyi zor geçirir. Sabahı bekler kırgın yürekler, hasta umutlar, yalnız ruhlar. Yalnızdı gecelerim. Hastaydı gecelerim. Kan kaybından giden bir yaralı gibi umarsızdı gecelerim. Bir uçurumun kenarına beni taşıyan karabasandı gecelerim. Adına yalnızlık dedim. Sensizlik dedim&#8230; Sen beni bilmedin, beni tanımadın, beni sevmedin... Bu bir ölümdü, bu bir fermandı... Bıçak kesmez artık beni, ip asmaz, çeküller yüreğimi taşımaz. Yaşamak mümkün değil, yalnızlık karanlık kapılarıyla üstüme kapandı. Amansız acılar içindeyim Ey Sevdiğim... Ben seni ne çok sevdim. Dünya bildi, bir sen bilmedin. Yalnızlığın diğer adı aşka karşılık almamaktır. Kaçılamayacak kadar yakın, tutulamayacak kadar uzak bir yerdesin&#8230; Benim aşkıma yalnızlık kucak açtı. Senin yokluğuna dokundum, içim yandı. Odamın çıldırtan sessizliğinde sana seslendim. Yankısı döndü dolaştı, senin kapıların bana kapalı. Kendi sesim yine bana ulaştı. Anladım ki beni hiç duymayacaksın. Sana sitem edemem. Sana kırılamam. Bir tek dileğim var senden, son bir tek isteğim. O da MUTLU OLMAN.<br />
MUTLU OL SEVDİĞİM... BİRİCİĞİM... AŞKIM... NEREYE KİME GİDERSEN GİT YETER Kİ SEN MUTLU OL&#8230;<br />
[/size][/font]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Selam Değerli Ytml ve Aiml Öğrenicleri]]></title>
			<link>http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=320</link>
			<pubDate>Tue, 02 Dec 2008 01:08:38 +0000</pubDate>
			<dc:creator>aten</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=320</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-weight: bold;">Merhaba Arkadaşlar.<br />
Ben Hasan Yıldırım<br />
2006-2007 Bilgisayar Programcılığı Mezunuyum.<br />
Site Çok Güzel Düşünülmüş , Sitede Emeği Geçen Herkeze Teşekkür Ederim.<br />
Herkeze İyi Forumlar.</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-weight: bold;">Merhaba Arkadaşlar.<br />
Ben Hasan Yıldırım<br />
2006-2007 Bilgisayar Programcılığı Mezunuyum.<br />
Site Çok Güzel Düşünülmüş , Sitede Emeği Geçen Herkeze Teşekkür Ederim.<br />
Herkeze İyi Forumlar.</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yeni Tema]]></title>
			<link>http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=319</link>
			<pubDate>Sun, 30 Nov 2008 16:04:56 +0000</pubDate>
			<dc:creator>TeXaS</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=319</guid>
			<description><![CDATA[Arkadaşlar Temamızı Değiştirdik<br />
Yeni Temamız Nasıl Olmuş Ayrıca Bu Temamı Daha Güzel Yoksa Diğer Temamı ?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Arkadaşlar Temamızı Değiştirdik<br />
Yeni Temamız Nasıl Olmuş Ayrıca Bu Temamı Daha Güzel Yoksa Diğer Temamı ?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Eğer Üşürse...]]></title>
			<link>http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=317</link>
			<pubDate>Sat, 29 Nov 2008 01:14:54 +0000</pubDate>
			<dc:creator>DeggeaL</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=317</guid>
			<description><![CDATA[Bir kadın 'ben üşüyorum' dediğinde, bunun cevabının 'üstüne bir şey al,' 'istersen bir taksiye binelim,' 'eve geldik zaten' türünden bir söz olmadığını, 'üşüyorum' dediğinde kadının 'bana sarılsana' demek istediğini ve ona sarılmak gerektiğini öğrenmek epey zamanımı aldı. Sanırım binlerce yıl boyunca isteklerini açıkça söylemelerine izin verilmediği için 'gizli bir dil' geliştirmek zorunda kalan kadınlar, bu kadar basit bir şeyin erkekler tarafından niye anlaşılamadığını, niye 'emeceklerine üflediklerini' hiç anlayamazlar. Erkeklerin, bakkal dükkanının arka tarafındaki salak küçük oğlana benzediğini düşünürler: 'Anlayışsız ve beceriksiz salaklar.' <br />
<br />
Ben ne zaman bu konuyu düşünsem aklıma hep Amarcord filmindeki o sahne gelir. <br />
<br />
Koca memeli bakkal kadın, köyün ufak oğlanlarından birini bakkal dükkanının arka tarafına çeker. <br />
<br />
Hayatında hiç çıplak kadın görmemiş oğlanın meraktan ve heyecandan faltaşı gibi açılmış gözleri önünde o inanılmaz büyüklükteki memelerini çıkartır. <br />
<br />
Kendisine bakan küçük oğlanın ağzına verir memelerinden birini. <br />
<br />
Ve öfkeyle azarlar sonra oğlanı. <br />
<br />
- Üflemeyeceksin salak, emeceksin. <br />
<br />
Kadınlarla erkeklerin konuşmalarının bir yerinde hep, 'üflemeyeceksin salak, emeceksin' tuhaflığının yaşandığını düşünürüm. <br />
<br />
Kadınların bir şey söylediklerinde aslında başka bir şey söylemek istemiş olabileceklerini kendim mi farkettim yoksa bunu bana bazen usulca bazen sabırsızca sözleriyle kadınlar mı öğretti şimdi tam çıkartamıyorum. <br />
<br />
Ama bir kadın 'ben üşüyorum' dediğinde, bunun cevabının, 'üstüne bir şey al,' 'istersen bir taksiye binelim,' 'eve geldik zaten' türünden bir söz olmadığını, 'üşüyorum' dediğinde kadının 'bana sarılsana' demek istediğini ve ona sarılmak gerektiğini öğrenmek epey zamanımı aldı. <br />
<br />
Sanırım binlerce yıl boyunca isteklerini açıkça söylemelerine izin verilmediği için 'gizli bir dil' geliştirmek zorunda kalan kadınlar, bu kadar basit bir şeyin erkekler tarafından niye anlaşılamadığını, niye 'emeceklerine üflediklerini' hiç anlayamazlar. <br />
<br />
Erkeklerin, bakkal dükkanının arka tarafındaki salak küçük oğlana benzediğini düşünürler: <br />
<br />
'Anlayışsız ve beceriksiz salaklar.' <br />
<br />
Sevgi ve şefkat eksikliğine hiç tahammül edemeyen, bunların 'açıkça' söylenerek elde edilmesinin ise elde edilenin değerini düşüreceğine inanan kadınların niye isteklerini düpedüz söylemedikleri ise erkekler için hep bir sırdır. <br />
<br />
Duygularını göstermenin kadınlara özgü bir davranış olduğunu sanan erkekler, açıkça sevgilerini ve şefkatlerini göstermekten hep utanırlar. <br />
<br />
Farkında olmadan, onlar, bu duyguların gösterileceği tek yerin yatak odası olduğuna inandıklarından, kalabalıkların içinde sevgi ve şefkat gösterdiklerinde, herkesin seyrettiği bir yerde sevişiyorlarmış hissine kapılıp tedirgin olurlar. <br />
<br />
Erkekler için duygular, kapalı yerlerde yaşanması gereken 'mahrem' şeylerdir, kadınlar ise bunu hayatın her anında yaşanması gereken bir şey olduğunu düşünürler. <br />
<br />
Hemen hemen hepsi gizli bir 'derebeyi' olan erkekler, kadınların her isteğinde, her talebinde bir isyan, bir başkaldırı hatta bir hakaret görürler. <br />
<br />
Erkeklerin bekledikleri, kadınların 'üşümeleri' ya da 'acıkmaları' değil, erkeğin yanında soğuğu ve açlığı hissetmeyecek kadar kendinden geçmiş bir aşka kapılmaları ve bu aşkı taleplerini dile getirmeyerek göstermeleridir. <br />
<br />
Galiba o yüzden, erkeğin biraz kadınsılaştığı ve duygularını alabildiğine özgür bıraktığı aşkın ilk günleri geçtikten ve erkek yeniden erkekliğine döndüğünde, kadınlar 'üşümeye' başlarlar. <br />
<br />
'Benim uykum geldi' dediğinde erkeğin onla beraber yatmamasını, perhize başladığı sırada aniden bir hoşluk yapma isteği duyan erkeğin ona sevdiği yemekleri almasını 'düşmanca' bulmaya koyulurlar. <br />
<br />
Artık erkeğin her davranışı ince eleklerden geçirilip, onun sözlerinde ve davranışlarında 'sevgisizlik' işaretleri tek tek saptanır. <br />
<br />
Ve o gizli dil daha sık ortaya çıkar. <br />
<br />
Kendilerinden yakınırlar önce, 'çok şişmanladım,' 'çok yaşlandım,' 'çok çirkinleştim,' bunları söyledikten sonra erkeklerin ne söyleyeceklerine, ne yapacaklarına bakarlar. <br />
<br />
Kendilerine büyük bir ilgi eksikliği olarak gözüken o anlayışsızlıkların, artık eskisi kadar beğenilmemelerinden ya da sevilmemelerinden mi kaynaklandığını anlamaya uğraşırlar. <br />
<br />
Baştan savma verilecek her cevap, bakkal kadının öfkeli tepkisini hakeder. <br />
<br />
- Üflemeyeceksin salak, emeceksin. <br />
<br />
Ama erkekler bu durumlarda genellikle üflerler. <br />
<br />
- Yoo, hiç de şişmanlamadın, iyisin, biraz kilo aldın belki ama önemli değil. <br />
<br />
Bu yakınmalar onlara manasız ve çocukça gelir çünkü. <br />
<br />
Kadınlar ise sinirlenmeye başlarlar. <br />
<br />
- Sen beni eskisi kadar sevmiyorsun. <br />
<br />
Bunun cevabı elbette, 'nerden çıkardın bunu, tabii ki seviyorum' değil, sıkı bir sarılış ve iyi bir öpüşmedir. <br />
<br />
Bir şeylerin yanlış gitmeye başladığını gören erkek ise, güzel bir hediye almanın ya da daha kestirmesi 'biraz para vermenin' zamanı geldiğini düşünür. <br />
<br />
Onun için sorunun tedavisi öpüşmede değil paradadır. <br />
<br />
Kabul etmeli ki, kendi değerini, gizliden gizliye kendine verilen parayla ölçmeye yatkın kadın için yapılacak 'fedakârlığın' miktarı bir zaman işe yarar, kadın, 'salağın' duygularını böyle ifade etmeye çalıştığını anlar. <br />
<br />
Erkek ise, o düz vahşeti ve insafsızlığı ile 'ağlıyorsa biraz para ver,' çözümlemesini benimser. <br />
<br />
Ama hediyelere ve paralara çabuk alışılır, sarılışların ve öpüşmelerin özlemi yeniden başlar. <br />
<br />
Kadın 'üşür.' <br />
<br />
Son bir iki deneme daha yapar, bazen güzelliği ve cinselliğiyle, bazen sinirli çıkışmalarıyla, erkeğe 'üşüdüğünde ona sarılınması gerektiğini' bir daha öğretmeye uğraşır. <br />
<br />
Ama erkek hâlâ, emeceğine üflüyorsa, o tehlikeli sapak yaklaştı demektir. <br />
<br />
Ya kadın kadere rıza gösterip teselliyi hediyelerde, parada, çocuklarında, kendisine sağlanan güvende aramaya razı olur ve arada sırada tutan 'ben çok yalnızım' yakınmaları ve ağlama nöbetleriyle hayatını sürdürür ya da 'üşümeye' fazla dayanamayıp, 'sarılmasını bilen' biri var mı diye etrafa bakınmaya koyulur. <br />
<br />
'Sarılmasını bilenler' bu sapaktaki kadınları keskinleşmiş radarlarıyla hemen bulurlar. <br />
<br />
Bir vakit işler iyi gider. <br />
<br />
Ama sarılmasını bilenler de bir süre sonra kaçınılmaz erkekliklerine geri dönüp, üşüyen kadına, üstüne bir hırka almasını söylerler. <br />
<br />
Ve, bu, hem acıklı hem eğlenceli süreci başlatan ilk uyarı da, her kadının kendi özel lisanında hemen söylenir. <br />
<br />
- Üflemeyeceksin salak, emeceksin.<br />
<br />
Hernekadar Ahmet Altan`i sevmesemde hosuma giden yazisidir...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bir kadın 'ben üşüyorum' dediğinde, bunun cevabının 'üstüne bir şey al,' 'istersen bir taksiye binelim,' 'eve geldik zaten' türünden bir söz olmadığını, 'üşüyorum' dediğinde kadının 'bana sarılsana' demek istediğini ve ona sarılmak gerektiğini öğrenmek epey zamanımı aldı. Sanırım binlerce yıl boyunca isteklerini açıkça söylemelerine izin verilmediği için 'gizli bir dil' geliştirmek zorunda kalan kadınlar, bu kadar basit bir şeyin erkekler tarafından niye anlaşılamadığını, niye 'emeceklerine üflediklerini' hiç anlayamazlar. Erkeklerin, bakkal dükkanının arka tarafındaki salak küçük oğlana benzediğini düşünürler: 'Anlayışsız ve beceriksiz salaklar.' <br />
<br />
Ben ne zaman bu konuyu düşünsem aklıma hep Amarcord filmindeki o sahne gelir. <br />
<br />
Koca memeli bakkal kadın, köyün ufak oğlanlarından birini bakkal dükkanının arka tarafına çeker. <br />
<br />
Hayatında hiç çıplak kadın görmemiş oğlanın meraktan ve heyecandan faltaşı gibi açılmış gözleri önünde o inanılmaz büyüklükteki memelerini çıkartır. <br />
<br />
Kendisine bakan küçük oğlanın ağzına verir memelerinden birini. <br />
<br />
Ve öfkeyle azarlar sonra oğlanı. <br />
<br />
- Üflemeyeceksin salak, emeceksin. <br />
<br />
Kadınlarla erkeklerin konuşmalarının bir yerinde hep, 'üflemeyeceksin salak, emeceksin' tuhaflığının yaşandığını düşünürüm. <br />
<br />
Kadınların bir şey söylediklerinde aslında başka bir şey söylemek istemiş olabileceklerini kendim mi farkettim yoksa bunu bana bazen usulca bazen sabırsızca sözleriyle kadınlar mı öğretti şimdi tam çıkartamıyorum. <br />
<br />
Ama bir kadın 'ben üşüyorum' dediğinde, bunun cevabının, 'üstüne bir şey al,' 'istersen bir taksiye binelim,' 'eve geldik zaten' türünden bir söz olmadığını, 'üşüyorum' dediğinde kadının 'bana sarılsana' demek istediğini ve ona sarılmak gerektiğini öğrenmek epey zamanımı aldı. <br />
<br />
Sanırım binlerce yıl boyunca isteklerini açıkça söylemelerine izin verilmediği için 'gizli bir dil' geliştirmek zorunda kalan kadınlar, bu kadar basit bir şeyin erkekler tarafından niye anlaşılamadığını, niye 'emeceklerine üflediklerini' hiç anlayamazlar. <br />
<br />
Erkeklerin, bakkal dükkanının arka tarafındaki salak küçük oğlana benzediğini düşünürler: <br />
<br />
'Anlayışsız ve beceriksiz salaklar.' <br />
<br />
Sevgi ve şefkat eksikliğine hiç tahammül edemeyen, bunların 'açıkça' söylenerek elde edilmesinin ise elde edilenin değerini düşüreceğine inanan kadınların niye isteklerini düpedüz söylemedikleri ise erkekler için hep bir sırdır. <br />
<br />
Duygularını göstermenin kadınlara özgü bir davranış olduğunu sanan erkekler, açıkça sevgilerini ve şefkatlerini göstermekten hep utanırlar. <br />
<br />
Farkında olmadan, onlar, bu duyguların gösterileceği tek yerin yatak odası olduğuna inandıklarından, kalabalıkların içinde sevgi ve şefkat gösterdiklerinde, herkesin seyrettiği bir yerde sevişiyorlarmış hissine kapılıp tedirgin olurlar. <br />
<br />
Erkekler için duygular, kapalı yerlerde yaşanması gereken 'mahrem' şeylerdir, kadınlar ise bunu hayatın her anında yaşanması gereken bir şey olduğunu düşünürler. <br />
<br />
Hemen hemen hepsi gizli bir 'derebeyi' olan erkekler, kadınların her isteğinde, her talebinde bir isyan, bir başkaldırı hatta bir hakaret görürler. <br />
<br />
Erkeklerin bekledikleri, kadınların 'üşümeleri' ya da 'acıkmaları' değil, erkeğin yanında soğuğu ve açlığı hissetmeyecek kadar kendinden geçmiş bir aşka kapılmaları ve bu aşkı taleplerini dile getirmeyerek göstermeleridir. <br />
<br />
Galiba o yüzden, erkeğin biraz kadınsılaştığı ve duygularını alabildiğine özgür bıraktığı aşkın ilk günleri geçtikten ve erkek yeniden erkekliğine döndüğünde, kadınlar 'üşümeye' başlarlar. <br />
<br />
'Benim uykum geldi' dediğinde erkeğin onla beraber yatmamasını, perhize başladığı sırada aniden bir hoşluk yapma isteği duyan erkeğin ona sevdiği yemekleri almasını 'düşmanca' bulmaya koyulurlar. <br />
<br />
Artık erkeğin her davranışı ince eleklerden geçirilip, onun sözlerinde ve davranışlarında 'sevgisizlik' işaretleri tek tek saptanır. <br />
<br />
Ve o gizli dil daha sık ortaya çıkar. <br />
<br />
Kendilerinden yakınırlar önce, 'çok şişmanladım,' 'çok yaşlandım,' 'çok çirkinleştim,' bunları söyledikten sonra erkeklerin ne söyleyeceklerine, ne yapacaklarına bakarlar. <br />
<br />
Kendilerine büyük bir ilgi eksikliği olarak gözüken o anlayışsızlıkların, artık eskisi kadar beğenilmemelerinden ya da sevilmemelerinden mi kaynaklandığını anlamaya uğraşırlar. <br />
<br />
Baştan savma verilecek her cevap, bakkal kadının öfkeli tepkisini hakeder. <br />
<br />
- Üflemeyeceksin salak, emeceksin. <br />
<br />
Ama erkekler bu durumlarda genellikle üflerler. <br />
<br />
- Yoo, hiç de şişmanlamadın, iyisin, biraz kilo aldın belki ama önemli değil. <br />
<br />
Bu yakınmalar onlara manasız ve çocukça gelir çünkü. <br />
<br />
Kadınlar ise sinirlenmeye başlarlar. <br />
<br />
- Sen beni eskisi kadar sevmiyorsun. <br />
<br />
Bunun cevabı elbette, 'nerden çıkardın bunu, tabii ki seviyorum' değil, sıkı bir sarılış ve iyi bir öpüşmedir. <br />
<br />
Bir şeylerin yanlış gitmeye başladığını gören erkek ise, güzel bir hediye almanın ya da daha kestirmesi 'biraz para vermenin' zamanı geldiğini düşünür. <br />
<br />
Onun için sorunun tedavisi öpüşmede değil paradadır. <br />
<br />
Kabul etmeli ki, kendi değerini, gizliden gizliye kendine verilen parayla ölçmeye yatkın kadın için yapılacak 'fedakârlığın' miktarı bir zaman işe yarar, kadın, 'salağın' duygularını böyle ifade etmeye çalıştığını anlar. <br />
<br />
Erkek ise, o düz vahşeti ve insafsızlığı ile 'ağlıyorsa biraz para ver,' çözümlemesini benimser. <br />
<br />
Ama hediyelere ve paralara çabuk alışılır, sarılışların ve öpüşmelerin özlemi yeniden başlar. <br />
<br />
Kadın 'üşür.' <br />
<br />
Son bir iki deneme daha yapar, bazen güzelliği ve cinselliğiyle, bazen sinirli çıkışmalarıyla, erkeğe 'üşüdüğünde ona sarılınması gerektiğini' bir daha öğretmeye uğraşır. <br />
<br />
Ama erkek hâlâ, emeceğine üflüyorsa, o tehlikeli sapak yaklaştı demektir. <br />
<br />
Ya kadın kadere rıza gösterip teselliyi hediyelerde, parada, çocuklarında, kendisine sağlanan güvende aramaya razı olur ve arada sırada tutan 'ben çok yalnızım' yakınmaları ve ağlama nöbetleriyle hayatını sürdürür ya da 'üşümeye' fazla dayanamayıp, 'sarılmasını bilen' biri var mı diye etrafa bakınmaya koyulur. <br />
<br />
'Sarılmasını bilenler' bu sapaktaki kadınları keskinleşmiş radarlarıyla hemen bulurlar. <br />
<br />
Bir vakit işler iyi gider. <br />
<br />
Ama sarılmasını bilenler de bir süre sonra kaçınılmaz erkekliklerine geri dönüp, üşüyen kadına, üstüne bir hırka almasını söylerler. <br />
<br />
Ve, bu, hem acıklı hem eğlenceli süreci başlatan ilk uyarı da, her kadının kendi özel lisanında hemen söylenir. <br />
<br />
- Üflemeyeceksin salak, emeceksin.<br />
<br />
Hernekadar Ahmet Altan`i sevmesemde hosuma giden yazisidir...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Merhaba]]></title>
			<link>http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=316</link>
			<pubDate>Thu, 27 Nov 2008 15:33:20 +0000</pubDate>
			<dc:creator>mavis1616</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=316</guid>
			<description><![CDATA[ben ibrahim savaş<br />
10 -G Sınıfındayım<br />
Eski 9-A Lıyım <img src="http://www.bursaytml.com/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" /> <br />
Ve 9- U <img src="http://www.bursaytml.com/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" /><br />
Bursaya / Yıldırım Hacıvatta Oturuyorum <img src="http://www.bursaytml.com/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" /><br />
Sarışın Mavi Gözlü Uzun Boyluyum <img src="http://www.bursaytml.com/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" /><br />
Bekarım :F:F<img src="http://www.bursaytml.com/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" /><br />
Bide Bööööööhyt<img src="http://www.bursaytml.com/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ben ibrahim savaş<br />
10 -G Sınıfındayım<br />
Eski 9-A Lıyım <img src="http://www.bursaytml.com/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" /> <br />
Ve 9- U <img src="http://www.bursaytml.com/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" /><br />
Bursaya / Yıldırım Hacıvatta Oturuyorum <img src="http://www.bursaytml.com/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" /><br />
Sarışın Mavi Gözlü Uzun Boyluyum <img src="http://www.bursaytml.com/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" /><br />
Bekarım :F:F<img src="http://www.bursaytml.com/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" /><br />
Bide Bööööööhyt<img src="http://www.bursaytml.com/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[10 - G Buraya]]></title>
			<link>http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=315</link>
			<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 13:27:52 +0000</pubDate>
			<dc:creator>mavis1616</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=315</guid>
			<description><![CDATA[Haydi 10 - G ben İlk Geldim Sanırım Sınıftan :F]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Haydi 10 - G ben İlk Geldim Sanırım Sınıftan :F]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[arabesk rap]]></title>
			<link>http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=314</link>
			<pubDate>Tue, 25 Nov 2008 10:03:20 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Mc-EMRe</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=314</guid>
			<description><![CDATA[arabesk rap konu hakkında düşünceleriniz varsa konuşabiliriz]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[arabesk rap konu hakkında düşünceleriniz varsa konuşabiliriz]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[izleyin görün:D]]></title>
			<link>http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=310</link>
			<pubDate>Tue, 25 Nov 2008 09:38:46 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Mc-EMRe</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=310</guid>
			<description><![CDATA[<a href="http://www.izlesene.com/video/muzik-dj-kara-mce-fkar-mcemre-basaramadim--2008/538669&amp;ref=siteRelatedThumbi" target="_blank">http://www.izlesene.com/video/muzik-dj-k...atedThumbi</a><br />
<br />
<br />
<br />
<a href="http://www.bybestekar.com" target="_blank">http://www.bybestekar.com</a><br />
<br />
<a href="http://www.herkesdinlesin.com/baglar6" target="_blank">http://www.herkesdinlesin.com/baglar6</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<a href="http://www.izlesene.com/video/muzik-dj-kara-mce-fkar-mcemre-basaramadim--2008/538669&amp;ref=siteRelatedThumbi" target="_blank">http://www.izlesene.com/video/muzik-dj-k...atedThumbi</a><br />
<br />
<br />
<br />
<a href="http://www.bybestekar.com" target="_blank">http://www.bybestekar.com</a><br />
<br />
<a href="http://www.herkesdinlesin.com/baglar6" target="_blank">http://www.herkesdinlesin.com/baglar6</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[sevdiğim gurbetten usanmadınmı]]></title>
			<link>http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=313</link>
			<pubDate>Tue, 25 Nov 2008 09:34:03 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Mc-EMRe</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=313</guid>
			<description><![CDATA[sevdiğim gurbetten usanmadınmı<br />
hasretten tutuşup hiş yanmadınmı<br />
yıllarımı verdim güzelim sana<br />
beni hatırlayıp ağlamadınmı<br />
<br />
yolunu gözlerim bitanem benim<br />
yüreğim kanıyor sızlıyor tenim<br />
yıllardır gurbette tozup gezenim<br />
benim hatırlayıp ağlamadınmı<br />
<br />
nasıl şiirim<img src="http://www.bursaytml.com/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[sevdiğim gurbetten usanmadınmı<br />
hasretten tutuşup hiş yanmadınmı<br />
yıllarımı verdim güzelim sana<br />
beni hatırlayıp ağlamadınmı<br />
<br />
yolunu gözlerim bitanem benim<br />
yüreğim kanıyor sızlıyor tenim<br />
yıllardır gurbette tozup gezenim<br />
benim hatırlayıp ağlamadınmı<br />
<br />
nasıl şiirim<img src="http://www.bursaytml.com/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Seni sevmek]]></title>
			<link>http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=311</link>
			<pubDate>Mon, 24 Nov 2008 23:14:18 +0000</pubDate>
			<dc:creator>DeggeaL</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=311</guid>
			<description><![CDATA[SENI SEVMEK<br />
<br />
Seni sevmek, baliği Urfa'da avlamaktir.<br />
Balikli gölde, yasak olduğu için güzeldir. <br />
<br />
Ey insan , ey güzel insan!<br />
Seni sevmek, Munzur dağlarinda kinalı keklik avidır<br />
Hani keklikler yorulur da kara düşünce kalkamaz<br />
Işte o zaman vurmak kolaydir...<br />
<br />
Ey insan , ey güzel insan!<br />
Seni sevmek, yedisinde bir çocuğun, günlük gelirine konmaktır <br />
Alaca şafakta çıkmıştır işe, <br />
Simidinin yarisini satmiştir, <br />
Yüreği küçülmüştür elleri büyüdükçe... <br />
<br />
Ey insan ey güzel insan!<br />
Seni sevmek, bir trencinin tren altında kalmasi gibidir,<br />
Hani çığlığı düdük sesine ,<br />
Hasreti raylara takili kalir...<br />
<br />
Ey insan ey güzel insan!<br />
Seni sevmek, kaşarlanmış bir celladin, kendini asmasi gibidir. <br />
Hani asili cesedine bakip hem güler hem ağlarlar ya <br />
Oysa bir avuç gözyaşidir astıklari bedeninden arta kalan...<br />
<br />
Ey insan ey güzel insan! <br />
Seni sevmek, zordur, çelişkidir, ölümle yaşamin kardeşçe birliğidir,<br />
Ölünün mezarini görüp ölümden vazgeçmesi gibidir...<br />
Buna rağmen seni seviyorum,<br />
Ama anlarsan seviyorum,<br />
Anlamazsan geberiyorum...<br />
<br />
İlyas Salman<br />
<br />
Benim favori, Ilyas Salman`in Jubile siiridir...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[SENI SEVMEK<br />
<br />
Seni sevmek, baliği Urfa'da avlamaktir.<br />
Balikli gölde, yasak olduğu için güzeldir. <br />
<br />
Ey insan , ey güzel insan!<br />
Seni sevmek, Munzur dağlarinda kinalı keklik avidır<br />
Hani keklikler yorulur da kara düşünce kalkamaz<br />
Işte o zaman vurmak kolaydir...<br />
<br />
Ey insan , ey güzel insan!<br />
Seni sevmek, yedisinde bir çocuğun, günlük gelirine konmaktır <br />
Alaca şafakta çıkmıştır işe, <br />
Simidinin yarisini satmiştir, <br />
Yüreği küçülmüştür elleri büyüdükçe... <br />
<br />
Ey insan ey güzel insan!<br />
Seni sevmek, bir trencinin tren altında kalmasi gibidir,<br />
Hani çığlığı düdük sesine ,<br />
Hasreti raylara takili kalir...<br />
<br />
Ey insan ey güzel insan!<br />
Seni sevmek, kaşarlanmış bir celladin, kendini asmasi gibidir. <br />
Hani asili cesedine bakip hem güler hem ağlarlar ya <br />
Oysa bir avuç gözyaşidir astıklari bedeninden arta kalan...<br />
<br />
Ey insan ey güzel insan! <br />
Seni sevmek, zordur, çelişkidir, ölümle yaşamin kardeşçe birliğidir,<br />
Ölünün mezarini görüp ölümden vazgeçmesi gibidir...<br />
Buna rağmen seni seviyorum,<br />
Ama anlarsan seviyorum,<br />
Anlamazsan geberiyorum...<br />
<br />
İlyas Salman<br />
<br />
Benim favori, Ilyas Salman`in Jubile siiridir...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[rap]]></title>
			<link>http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=307</link>
			<pubDate>Mon, 24 Nov 2008 21:52:51 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Mc-EMRe</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=307</guid>
			<description><![CDATA[aranızda dj ve mc lik işiyle uğraşan mesaj atsın]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[aranızda dj ve mc lik işiyle uğraşan mesaj atsın]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[mıllı sevınc]]></title>
			<link>http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=305</link>
			<pubDate>Fri, 21 Nov 2008 16:12:49 +0000</pubDate>
			<dc:creator>fatih</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=305</guid>
			<description><![CDATA[Turk mıllı takımı yıne avusturyada gelenegını bozmadı avusturyayı super bır oyunla 4-2 devırmeyı basardı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Turk mıllı takımı yıne avusturyada gelenegını bozmadı avusturyayı super bır oyunla 4-2 devırmeyı basardı]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Aşk iki Kişiliktir]]></title>
			<link>http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=304</link>
			<pubDate>Tue, 18 Nov 2008 07:47:53 +0000</pubDate>
			<dc:creator>LALE</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=304</guid>
			<description><![CDATA[Değişir yönü rüzgarın<br />
Solar ansızın yapraklar.<br />
Şaşırır yolunu denizde gemi<br />
Boşuna bir liman arar.<br />
Gülüşü bir yabancının<br />
Çalmıştır senden sevdiğini,<br />
İçinde biriken zehir<br />
Sadece kendini öldürecektir.<br />
Ölümdür yaşanan tek başına<br />
Aşk, iki kişiliktir.<br />
<br />
Bir anı bile kalmamıştır<br />
Geceler boyu sevişmelerden<br />
Binlerce yıl uzaklardadır<br />
Binlerce kez dokunduğun ten.<br />
Yazabileceğin şiirler<br />
Çoktan yazılıp bitmiştir.<br />
Ölümdür yaşanan tek başına<br />
Aşk, iki kişiliktir.<br />
<br />
Avutamaz olur artık<br />
Seni bildiğin şarkılar.<br />
Boşanır keder zincirlerinden<br />
Sular, tersin tersin akar.<br />
Bir hançer gibi çeksen de sevgini<br />
Onu ancak öldürmeye yarar.<br />
Uçarı kuşu sevdanın<br />
Alıp başını gitmiştir<br />
Ölümdür yaşanan tek başına<br />
Aşk, iki kişiliktir.<br />
<br />
Yitik bir ezgisin sadece,<br />
Tüketilmiş ve düşmüş gözden.<br />
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır<br />
Gece camlara sürtünürken.<br />
Çünkü, hiç bir kelebek<br />
Tek başına yaşamaz sevdasını.<br />
Severken hiçbir böcek,<br />
Hiç bir kuş yalnız değildir.<br />
Ölümdür yaşanan tek başına<br />
Aşk, iki kişiliktir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Değişir yönü rüzgarın<br />
Solar ansızın yapraklar.<br />
Şaşırır yolunu denizde gemi<br />
Boşuna bir liman arar.<br />
Gülüşü bir yabancının<br />
Çalmıştır senden sevdiğini,<br />
İçinde biriken zehir<br />
Sadece kendini öldürecektir.<br />
Ölümdür yaşanan tek başına<br />
Aşk, iki kişiliktir.<br />
<br />
Bir anı bile kalmamıştır<br />
Geceler boyu sevişmelerden<br />
Binlerce yıl uzaklardadır<br />
Binlerce kez dokunduğun ten.<br />
Yazabileceğin şiirler<br />
Çoktan yazılıp bitmiştir.<br />
Ölümdür yaşanan tek başına<br />
Aşk, iki kişiliktir.<br />
<br />
Avutamaz olur artık<br />
Seni bildiğin şarkılar.<br />
Boşanır keder zincirlerinden<br />
Sular, tersin tersin akar.<br />
Bir hançer gibi çeksen de sevgini<br />
Onu ancak öldürmeye yarar.<br />
Uçarı kuşu sevdanın<br />
Alıp başını gitmiştir<br />
Ölümdür yaşanan tek başına<br />
Aşk, iki kişiliktir.<br />
<br />
Yitik bir ezgisin sadece,<br />
Tüketilmiş ve düşmüş gözden.<br />
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır<br />
Gece camlara sürtünürken.<br />
Çünkü, hiç bir kelebek<br />
Tek başına yaşamaz sevdasını.<br />
Severken hiçbir böcek,<br />
Hiç bir kuş yalnız değildir.<br />
Ölümdür yaşanan tek başına<br />
Aşk, iki kişiliktir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sevdiğin Kadar Sevilirsin]]></title>
			<link>http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=303</link>
			<pubDate>Tue, 18 Nov 2008 07:44:54 +0000</pubDate>
			<dc:creator>LALE</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=303</guid>
			<description><![CDATA[Yerin seni çektiği kadar ağırsın<br />
Kanatların çırpındığı kadar hafif<br />
Kalbinin attığı kadar canlısın<br />
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç<br />
<br />
Sevdiklerin kadar iyisin<br />
Nefret ettiklerin kadar kötü<br />
Ne renk olursa olsun kaşın gözün<br />
Karşındakinin gördüğüdür rengin<br />
<br />
Yaşadıkların kar sanma...<br />
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna<br />
Ne kadar yaşarsan yaşa<br />
Sevdiğin kadar ömrün<br />
<br />
Gülebildiğin kadar mutlusun<br />
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin<br />
Sakın bitti sanma herşeyi,<br />
Sevdiğin kadar sevileceksin<br />
<br />
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer<br />
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.<br />
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer<br />
Bırak karşındaki sana güvendigi kadar inansın<br />
<br />
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret<br />
Ve sevgiliye hasret kaldığın kadar ona yakınsın<br />
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın<br />
Güneş'in seni ısıttığı kadar sıcak<br />
<br />
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın<br />
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü<br />
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin<br />
İşte budur hayat işte budur yaşamak <br />
<br />
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın<br />
Bunu unuttuğunda aldığın nefes kadar üşürsün<br />
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun<br />
<br />
Çiçek sulandığı kadar güzeldir.<br />
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli<br />
Bebek ağladığı kadar bebektir<br />
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin.<br />
<br />
Bunu da öğren;<br />
SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN!!!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yerin seni çektiği kadar ağırsın<br />
Kanatların çırpındığı kadar hafif<br />
Kalbinin attığı kadar canlısın<br />
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç<br />
<br />
Sevdiklerin kadar iyisin<br />
Nefret ettiklerin kadar kötü<br />
Ne renk olursa olsun kaşın gözün<br />
Karşındakinin gördüğüdür rengin<br />
<br />
Yaşadıkların kar sanma...<br />
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna<br />
Ne kadar yaşarsan yaşa<br />
Sevdiğin kadar ömrün<br />
<br />
Gülebildiğin kadar mutlusun<br />
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin<br />
Sakın bitti sanma herşeyi,<br />
Sevdiğin kadar sevileceksin<br />
<br />
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer<br />
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.<br />
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer<br />
Bırak karşındaki sana güvendigi kadar inansın<br />
<br />
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret<br />
Ve sevgiliye hasret kaldığın kadar ona yakınsın<br />
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın<br />
Güneş'in seni ısıttığı kadar sıcak<br />
<br />
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın<br />
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü<br />
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin<br />
İşte budur hayat işte budur yaşamak <br />
<br />
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın<br />
Bunu unuttuğunda aldığın nefes kadar üşürsün<br />
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun<br />
<br />
Çiçek sulandığı kadar güzeldir.<br />
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli<br />
Bebek ağladığı kadar bebektir<br />
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin.<br />
<br />
Bunu da öğren;<br />
SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN!!!]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Deli Divane]]></title>
			<link>http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=302</link>
			<pubDate>Tue, 18 Nov 2008 07:37:20 +0000</pubDate>
			<dc:creator>LALE</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=302</guid>
			<description><![CDATA[Sarılasım gelir, seni içime alasım,<br />
<br />
Kalbimin en köşesine koyasım gelir<br />
<br />
Üzülesim gelir senin üzüntüne,<br />
<br />
Ağlayasım gelir yerine,<br />
<br />
Hayran olasım gelir Ay Yüzüne,<br />
<br />
Gül kokuna ölesim gelir<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Ceylan Gözlerine dalasım gelir bakarken,<br />
<br />
Sarhoş oluncaya kadar seni içesim gelir<br />
<br />
Ellerini sonsuza kadar tutasım,<br />
<br />
Bir ateş gibi yanasım gelir uğruna,<br />
<br />
Sana deli divane, sana Mecnun,<br />
<br />
Sana Ferhat, sana BEN olasım gelir]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sarılasım gelir, seni içime alasım,<br />
<br />
Kalbimin en köşesine koyasım gelir<br />
<br />
Üzülesim gelir senin üzüntüne,<br />
<br />
Ağlayasım gelir yerine,<br />
<br />
Hayran olasım gelir Ay Yüzüne,<br />
<br />
Gül kokuna ölesim gelir<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Ceylan Gözlerine dalasım gelir bakarken,<br />
<br />
Sarhoş oluncaya kadar seni içesim gelir<br />
<br />
Ellerini sonsuza kadar tutasım,<br />
<br />
Bir ateş gibi yanasım gelir uğruna,<br />
<br />
Sana deli divane, sana Mecnun,<br />
<br />
Sana Ferhat, sana BEN olasım gelir]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Senden Öğrendim Gülüm]]></title>
			<link>http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=301</link>
			<pubDate>Tue, 18 Nov 2008 07:35:31 +0000</pubDate>
			<dc:creator>LALE</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=301</guid>
			<description><![CDATA[Gözlerinden öğrendim ben herşeyi<br />
Siyahın ne güzel renk olduğunu<br />
İlk görüşte aşkın ne olduğunu,<br />
Sevgiyi ve onun büyüklüğünü<br />
<br />
<br />
Ellerinden öğrendim ben dokunabilmeyi<br />
Bir dokunuşun nasıl iç yaktığını<br />
O anki dünyayı umursamazlığı<br />
Sanki o anın hiç bitmeyecekmişliğini<br />
<br />
<br />
Saçlarından öğrendim ben neşeyle savrulmayı<br />
Seni bağrıma basmanın mutluluğunu<br />
Kollarına atılıp hiç bırakmamacasına sarılmayı<br />
Teninin kokusunu unutmamayı<br />
<br />
<br />
Resimlerine bakıp avunmayı,<br />
Sana ancak dualarla ulaşmayı<br />
Sadece rüyalarda görüşmeyi öğrettin be Gülüm<br />
Sen bana acıyı, hüznü öğrettin<br />
<br />
<br />
Bir de bırakıp gitmeyi öğrendim senden<br />
Sessizce, ardına bakmadan kaçıp gitmeyi<br />
Çaresizlikten ağlamayı öğrendim be Gülüm<br />
Mutluluğu özlemeyi de öğrendim<br />
<br />
<br />
Ben de sana kaybetmeyi öğreteyim,<br />
Severken ayrılmayı, ayrılırken yıkılmayı<br />
Elvedanın anlamını öğretiyorum sana ben<br />
Elveda çiçeğim, Elveda Gülüm, Elveda...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Gözlerinden öğrendim ben herşeyi<br />
Siyahın ne güzel renk olduğunu<br />
İlk görüşte aşkın ne olduğunu,<br />
Sevgiyi ve onun büyüklüğünü<br />
<br />
<br />
Ellerinden öğrendim ben dokunabilmeyi<br />
Bir dokunuşun nasıl iç yaktığını<br />
O anki dünyayı umursamazlığı<br />
Sanki o anın hiç bitmeyecekmişliğini<br />
<br />
<br />
Saçlarından öğrendim ben neşeyle savrulmayı<br />
Seni bağrıma basmanın mutluluğunu<br />
Kollarına atılıp hiç bırakmamacasına sarılmayı<br />
Teninin kokusunu unutmamayı<br />
<br />
<br />
Resimlerine bakıp avunmayı,<br />
Sana ancak dualarla ulaşmayı<br />
Sadece rüyalarda görüşmeyi öğrettin be Gülüm<br />
Sen bana acıyı, hüznü öğrettin<br />
<br />
<br />
Bir de bırakıp gitmeyi öğrendim senden<br />
Sessizce, ardına bakmadan kaçıp gitmeyi<br />
Çaresizlikten ağlamayı öğrendim be Gülüm<br />
Mutluluğu özlemeyi de öğrendim<br />
<br />
<br />
Ben de sana kaybetmeyi öğreteyim,<br />
Severken ayrılmayı, ayrılırken yıkılmayı<br />
Elvedanın anlamını öğretiyorum sana ben<br />
Elveda çiçeğim, Elveda Gülüm, Elveda...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Denizciler De Ağlarmış]]></title>
			<link>http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=300</link>
			<pubDate>Tue, 18 Nov 2008 07:33:21 +0000</pubDate>
			<dc:creator>LALE</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bursaytml.com/showthread.php?tid=300</guid>
			<description><![CDATA[Denizciler de ağlarmış bilir misin?<br />
Hem görünmezmiş onların gözyaşı,<br />
Dalgalar kendinden geçermiş o ağlarken,<br />
Rüzgar bir deli esermiş<br />
<br />
<br />
<br />
Bir ihtiyar denizci anlatmıştı bunları bana,<br />
Sevme derdi bana hep, aşk acı derdi<br />
Bir dümenini sev derdi, bir gemini<br />
Denizler tek aşkın  diye öğütlerdi<br />
<br />
<br />
<br />
Bulutlar yere inmiş, belli hüzünlü<br />
Deniz alabildiğine atıyor kendini sahile<br />
Yine bir denizci ağlıyor demişti o ihtiyar<br />
Denizler de ağlarmış ona;<br />
Ay bir başka bakarmış o an, yıldızlar solarmış<br />
Erkekler ağlamaz derler ama ağlarmış,<br />
Denizciler de ağlarmış be bilir misin?<br />
Denizciler de ağlarmış!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Denizciler de ağlarmış bilir misin?<br />
Hem görünmezmiş onların gözyaşı,<br />
Dalgalar kendinden geçermiş o ağlarken,<br />
Rüzgar bir deli esermiş<br />
<br />
<br />
<br />
Bir ihtiyar denizci anlatmıştı bunları bana,<br />
Sevme derdi bana hep, aşk acı derdi<br />
Bir dümenini sev derdi, bir gemini<br />
Denizler tek aşkın  diye öğütlerdi<br />
<br />
<br />
<br />
Bulutlar yere inmiş, belli hüzünlü<br />
Deniz alabildiğine atıyor kendini sahile<br />
Yine bir denizci ağlıyor demişti o ihtiyar<br />
Denizler de ağlarmış ona;<br />
Ay bir başka bakarmış o an, yıldızlar solarmış<br />
Erkekler ağlamaz derler ama ağlarmış,<br />
Denizciler de ağlarmış be bilir misin?<br />
Denizciler de ağlarmış!]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>